|


SU-2
Zengindim.Çeşit
çeşit kayalıklar,
en
cilvelisinden yosunlar,birbirinden parlak
taşlar
ve
artık asla göremeyeceğiniz bin
çiçekli
kökler büyütürdüm içimde.
Rengarenk
balıklarım vardı herbiri ayrı huylu,
herbiri
ayrı dilden ve herbiri ayrı güzel.
İçimdeki
her bir mercanın kıblesi,bir diğerinden farklıydı.
Ama
hepsi benim içimde,hepsi
birbiriyle barışık,
hepsi
birbirine dosttu.
Çünkü
onlar için benim dışımda hayat yoktu.
Dört
yön,yedi iklim,onaltı rüzgar:
ne
zaman ki konuşur oldu zenginliğimi,
işte
o zaman herkes gibi sizde içime baktınız,
içimdeki
bütün bu zenginliğin
en
ücra köşelerine kadar baktınız...
Ve
bir gün bütün ağlarınızı alıp,
bütün
zıpkınlarınızı gerip,bütün zehirlerinizi
buharlıyarak
geldiniz kıyılarıma.
Baktınız.İçime
baktınız.
Aylarda
baktınız.Yıllarca,yüzyıllarca...
Sonra
öyle bir daldınız ki içime,zıpkınlarınızla öyle
bir
daldınız
ki içime allak
bullak ettiniz beni.
Nereye
akacağımı,nasıl akacağımı şaşırdım...
Çığlık
çığlığa kaçıştı bütün balıklarım.
Ayaklarınıza
dolanan yosunlarımı kılıçlarınızla böldünüz.
Peşine
düştüğünüz balıklarımın ardından
gerip
gerip boşalttığınız zıpkınlarınız
mercan
kayalıklarında kırıldı.
Ama
tek bir damla kanamadım.
Tek
bir damla kalana kadar kuruttunuz beni.
Ama
benim adım SU !
Yorgunum.Kurumaya
yüz tutmuş bir ırmak yatağında,
güneşin
ve yıuldızların pekte parlatmadığı
bir
kayanın dibinde,artık tek bir damlayım...
Yağmurları
bekliyorum yeniden birikmek için.
Kırılmış
ve yaralanmış bir toprağı
yeniden
çiçeklendirebilmek için,yeniden çağıldıyabilmek için,
güneşin
doğduğu yerlerin en serin
dağlarından
kopup günbatımına doğru...
Uğur
Özakıncı

|