|
EVLAT, BANA ÇARESİZLİĞİ
YAŞATMA!
Bir bağırışımla susar
cihan.
Yumruğumu vurdum mu dize
getiririm her şeyi...
Yıkarım ,yakarım ,gözüm görmez ,
ruhum ilgilenmez. Herkesi hiçe
sayabilirim bir kalemde !
Ama evlat dedin mi , duruyor
işte akan sular , tüm erkini
kaybedip sana kollarını
kavuşturup oturmak kalıyor.
Kılına zarar getirse , kırk
yıllık can dostumu silerim bir
taneciğim ! Un ufak ederim
dizini kanatan taşları..
Ancak, vermiş olduğun
kararlarda kararsız kalır
beynimin mahkemeleri.
Yalnız kendi kendine verdiğin
bir zararda yetersiz kalır
bileğimin kalınlığı..
Bir tek kendinle girdiğin
çatışmada silahsızlanır
yüreğimin polisleri.
Evlat, bana çaresizliği
yaşatma !
Hepimiz aynını yaptık , sen de
yaşayıp göreceksin biliyorum;
ama gönül ister ki hep menekşe
kokuları taşısın rüzgarların
sana . Lağım kokusu da neymiş
bilme istiyor baba yüreğim .
İşin Türkçe’si yüreğinin
güzelliğindeki insanlarla
tokalaştırsın hep hayat seni!
Boynunun büküklüğünde bükülür
içimin çiçekleri ,
gözlerinin dalgınlığında dalar
dört bir yanıma iğneler.
Zarifim benim , dikensiz gülüm ,
bir gün bu korkularla
yüzleşeceğimi bilsem , törpüler
miydim hiç dikenlerini ?
Oysa bir zarafet yaratmak
istemiştim ben... Kainatın en
saf yüzü , şimdi nasıl
savunacaksın kendini ?
En kırmızı , en
savunmasız ve tehlikelere en
açık zamanında sunuluyorsun
doğaya...
Hoyrat eller yıpratırsa seni
bir gün ,ne yaparım ben ?
Sen de sevecek, gönül
vereceksin küçücüğüm...
Baharda açtım zannederken ya
tutulursan bir gün kara, ya
don tutarsa yaprakların ? Ateş
olsa avuçlarımda ısıtamam ,
derya olsam dolduramam
içindeki boşluğu !
Şimdi ne işe yarar söylesene
miniciğim ; elimi kaldırdım mı
dünyaları durduran gücüm ?
Neye yarar o erk , kavgacı
ruhun olsa ne yazar?
Senin kalbinle dövüşemem ki
ben !
Evlat,
bana çaresizliği yaşatma !
Melis Gözgü
|