|
Önceleri
Osmanlı topraklarında yaşayan gayri müslimlerin rağbet gösterdiği
alkollü kokular, zamanla zengin müslümanlar tarafından da kullanılmaya
başlandı. Gül suyu ve gül yağı ise Türk koku tarihinde hem önemli
bir yer tuttu.
Gül suyu ve gül yağının kullanımı,
Türk koku tarihinde hep yaygındı. Gül suyunu serpmek için şişkin
gövdeli, ince uzun boyunlu cam, gümüş, tombak ya da porselen gülabdanlar
kullanılıyordu. Bugün kimi cami önlerinde rastladığımız seyyar
esans satıcıları da Osmanlı İmparatorluğu döneminde çok revaçtaydı.
Osmanlı’da en fazla lavanta,
misk, gülyağı, ıtır, amber ve menekşe kokuları rağbet görüyordu.
1902’de tam bir ithal kokular furyası başladı. Kolonyalar ve parfümler
Avrupa’dan geliyordu. Bu dönemlerde, Osmanlı İmparatorluğu’nun
ilk itriyatçısı olan Ahmet Faruki, Türk koku tarihinde özel bir yer
edindi. Hasan Etem, Pertev, Hüsnü Şevki, Şükufe, Necip Bey de dönemin
önde gelen itriyatçılarındandı.
Önceleri Osmanlı topraklarında
yaşayan gayri müslim grupların kullandığı alkollü kokular,
sonraları zengin müslüman aileler tarafından da talep edilmeye başlandı.
Bu dönemde Türk itriyatçılar çok hoş kokular ürettiği halde,
zamanla uluslararası markaların güçlü imajları ve yabancı parfümlerin
kolayca ithal edilebilmeleri, yerli parfümcülüğün gelişimini önledi.
|