KADIN OLMAK
KADINLARIN genelde daha akıllı
veya daha aklı selim olduklarını düşünmüşümdür.
Belki de, çocukken annemin, yıllardır da eşimin bana yaptığı
her uyarıda haklı çıkmaları
beni düşündürtmüştür.
Kendi adıma, ‘‘kadın aklına’’ ve ‘‘kadın sağduyusuna’’
hep güvenmişimdir.
Bizim gazetenin ‘‘kadın hakları savunucularından’’ Ayça Aktan'ın
gönderdiği kısa hikáye de
beni haklı çıkaracak cinsten:
‘‘Üç adam ormanda yürürken karşılarına büyük ve vahşi bir nehir
çıktı.
Karşıya geçmeleri şarttı ama nasıl?
Birinci adam dizlerinin üzerine çöktü ve Tanrı'ya yakardı:
‘Tanrım ne olur bana karşı kıyıya varabilecek gücü ver.'
Poffff...
Tanrı ona güçlü kollar ve bacaklar verdi. Adam iki saat boyunca dalgalarla
boğuştu.
Pek çok tehlike
atlattı ve sonunda karşıya geçebildi.
Durumun vahametini gören ikinci adam daha akıllıca bir istekte bulundu:
‘Tanrım bana karşıya geçebilmem için gerekli güç ve araç gereci ver.'
Tanrı ona da güçlü kollar ve bacaklar, yanında da bir bot verdi.
Poooooffff...
Adam saatlerce kürek çekti. Alabora olma tehlikeleri atlattı ve sonunda karşıya
geçti.
Üçüncü adamın gözü
iyice korkmuştu. O da diz çöktü ve yakardı:
‘Tanrım bana karşıya geçebilecek güç, alet ve zekáyı ver.'
Poooooofffff.
Adam birden kadına dönüştü. Elinde bir harita vardı.
Kadın haritaya baktı. İki
kilometre ileriye yürüdü ve köprüden karşıya geçti.’’
Fatih Altaylı